31 Ocak 2011 Pazartesi
Sincap Fotograflarim Ajanda Dergisinde!
Ajanda' yi (Online Aktuel Dergi) okuyaniniz vardir eminim. Subat sayisinda "Sizden Fotograflar" adinda bir bolum actilar ve okurlardan gulumseten fotograflar gondermelerini istediler. Benim cektigim sincap fotograflarini gormek icin Ajanda Subat Sayisina tik tik :)
30 Ocak 2011 Pazar
Rengarenk Birgunden Kalan Siyah-Beyaz Fotograflar
Sevgiliyle basbasa gececek kocaman birgun hayal edin.. Neler yapardiniz?
Her "an"in tadini cikarmak zorundasiniz.. Cunku onunuzde daha ne kadar "an" kaldigini bilmiyorsunuz, bilmeyeceksiniz..
Biz neler mi yaptik? Gezdik, gulduk, sarildik, opustuk, bakistik, konustuk ve tabiki de bol bol fotograf cektik..
Bu fotograflar gectigimiz cumartesi gununun bizde biraktiklarindan sadece bazilari. (Devami yarin).. Fotograflar siyah-beyaz olsa da cumartesi gunu Morro Korfezi'nde rengarenk bir gun gecirdik..
Ayaklarim dolasmaktan kopsa da neredeyse hic oturmadim, yine de tadina doyamadim..
Dolu dolu bir hafta diliyorum herkese.. :)
29 Ocak 2011 Cumartesi
Bu Otomobillere Çirkin Diyen Taş Olsun!
Eski otomobil merakim yoktur ama bunlari begenmemek elde degil. Bugunku Morro Korfezi (Kaliforniya) gezimizde onumuze cikan bu sirin otomobilleri fotograflamak inanilmaz zevkliydi. Bugunku gezimizden daha tonlarca fotograf var ama kalanlari onumuzdeki birkac gune yayarak yavas yavas yukleyecegim, tadini cikara cikara. Bugunu tekrar tekrar hatirlamak istiyorum, oyle tatli bir gundu ki..
27 Ocak 2011 Perşembe
Blog yazmak uzerine..
Bu ara blogumu biraz ihmal ettim, biliyorum. Ameliyat, grip, hayat, getir gotur isleri derken sadece blogumdan degil, kitaplarimdan, fotografciliktan, sanattan da uzak kaldim son gunlerde. Butun bunlari ozledigimi bugun kitapcida dergilere bakarken farkettim. Kuşe kagida basilmis gicir gicir fotografcilik ve sanat dergileri, ve sayfalarin arasinda insani cezbeden muthis fotograflar beni benden aldi adeta. Hemen yeni yeni fotograflar cekeyim, bloguma koyayim, degisik bloglarda gezineyim, takip ettigim blog arkadaslarim neler yapiyor bir goz atayim istedim.
Bu blog olayi sardi da bagimlilik bile yapti. Kurdugum bu kucuk dunyayi istedigim gibi sekillendirebilmek hosuma gidiyor sanirim. Serbest kursu gibi istedigimi yazmak, ilerde goz atip gulumseyecegim izler birakmak keyif veriyor. En onemlisi de sahsen tanimasam da benzer ilgi alanlarini paylastigim birileriyle baglanti kurmak, arkadaslik etmek, fikir ve bilgi alisverisinde bulunmak, onlardan birseyler ogrenmek cok degerli bir deneyim benim icin.
Bir de bugun aklima birsey geldi. Bundan sonra zaman zaman postlarimin sonuna o gun beni mutlu etmis olan birseyi yazacagim. Kucuk mutluluklari farketmek ve hatirlamak gerektigini dusunuyorum cunku.
Bugunun mutluluk verici olayi:
Sevgili komsum ve arkadasim Seeta bugun surpriz bir sekilde kapida belirdi ve bana ameliyat sonrasi iyilesme hediyeleri getirdi. Kendisi Karayipli, yani o da kendi ulkesinden uzakta yasiyor. Kendimi cok sansli hissediyorum cunku Amerika' da da olsam etrafimda kendi kulturume benzer kulturlerden arkadaslarim var ve guzel paylasimlarda bulunuyoruz. Baska bir yazimda, sitedeki komsularimdan, kulturlerinden ve iliskilerimizden de bahsederim. Bazen beni guzel davranislariyla ve surprizleriyle nasil sasirtiyorlar ve sevindiriyorlar bir bilseniz..
Bu blog olayi sardi da bagimlilik bile yapti. Kurdugum bu kucuk dunyayi istedigim gibi sekillendirebilmek hosuma gidiyor sanirim. Serbest kursu gibi istedigimi yazmak, ilerde goz atip gulumseyecegim izler birakmak keyif veriyor. En onemlisi de sahsen tanimasam da benzer ilgi alanlarini paylastigim birileriyle baglanti kurmak, arkadaslik etmek, fikir ve bilgi alisverisinde bulunmak, onlardan birseyler ogrenmek cok degerli bir deneyim benim icin.
Bir de bugun aklima birsey geldi. Bundan sonra zaman zaman postlarimin sonuna o gun beni mutlu etmis olan birseyi yazacagim. Kucuk mutluluklari farketmek ve hatirlamak gerektigini dusunuyorum cunku.
Bugunun mutluluk verici olayi:
Sevgili komsum ve arkadasim Seeta bugun surpriz bir sekilde kapida belirdi ve bana ameliyat sonrasi iyilesme hediyeleri getirdi. Kendisi Karayipli, yani o da kendi ulkesinden uzakta yasiyor. Kendimi cok sansli hissediyorum cunku Amerika' da da olsam etrafimda kendi kulturume benzer kulturlerden arkadaslarim var ve guzel paylasimlarda bulunuyoruz. Baska bir yazimda, sitedeki komsularimdan, kulturlerinden ve iliskilerimizden de bahsederim. Bazen beni guzel davranislariyla ve surprizleriyle nasil sasirtiyorlar ve sevindiriyorlar bir bilseniz..
21 Ocak 2011 Cuma
Happy Birthday My Love! ♥
20 Ocak 2011 Perşembe
Gelecege Donus
Gelecege Donus film serisini sevmeyen var mi acaba? Bizim favori filmlerimizden.. Gecenlerde bir haftasonu televizyonda 3 bolum arka arkaya verdiler ve biz butun gun koltuga yapistik ve seyrettik.. Daha da yetmedi dogumgunu icin esime DVDsini aldim. Hem de Blue-Ray kalitesi.. Cocuk gibi sevindi gorunce, hemen takti DVD oynaticiya. Baktik ki hakikaten cok kaliteli. Ilk film 1985 yapimi olmasina ragmen piril piril goruntu. Marty Mcfly ve Dr. Emmett Brown daha uzun sure bizle, anlasildi.. Bizi gecmise dogru goturup duracaklar..taaa cocuklugumuza..
Kar ve Kaplan
Insan ask ugruna neleri goze alabilir? Birini gercekten seviyorsa onun icin yapabileceklerinin sınırı nedir?
Yumusacik bir film, insanin yuregini isitan ama bir taraftan da gumbur gumbur gumburdeten.. Keske herkes Atillio gibi olsa hayatta.. Pozitif, mucadeleci ve aski doruklarinda yasayan ve aski icin herseyi goze alabilen..
Hayat Guzeldir filminin Italyan aktoru Roberto Benigni benzer bir karakteri canlandirmis Kar ve Kaplan filminde de.. Herkesin etrafinda oyle en az birkac kisiye sahip olmak isteyecegi bir karakter..
Siddetle tavsiye ederim filmi. Insanin hem ruhuna hitap ediyor, hem de dusunduruyor..
Neler Yapiyorum Gercekten?
Insanlar merak ediyor hep soruyor, neler yapiyorsun, nasil geciyor gunler diye. Neler yapiyorum gercekten?
Cogu gun evden cikmiyorum, kimseyle konusmuyorum, blog okuyup kitaplara daliyorum. Televizyonu pek acmiyorum, yapacak hicbirsey bulamazsam ev dekorasyon programlari seyrediyorum, sonra uzun uzun evimize bakiyorum, her kosesini inceliyorum, kendimi buluyorum renklerde,tadta.. keyifleniyorum.. Haftanin bir-iki gunu kitapcida geciriyorum, sicak cayimi bazen de minik kekimi alip dergi karistiriyorum, yada kitaplara gomuluyorum, hepsini okumak istiyorum. Cogu zaman satin almamak icin kendimi zor tutuyorum.. Kitapligindaki okunmamislari azalt sonra daha zevkli olacak yenilerini almasi diyorum kendime, ikna oluyorum..
Aksam esim isten geldiginde mutfakta buluyor beni. Sanki bir haftadir gorusmemisiz gibi sariliyoruz, simsiki. Ozluyorum evet gercekten ozluyorum onu sabahtan aksama kadar olan surede..
Bir organik ve saglikli beslenme diye tutturmus gidiyorum. Sebzeler pisirip cikariyorum aksam esimin onune, bak diyorum bunu yememiz gerek, iyi gelecek yuzumuze, gozumuze.. Yemeklerimi cok hafif bulup yemek istemezse bozuluyorum, cocuk gibi küsüyorum...
Aksamlari yesil cay iciyorum, bazen de kirmizi sarap. Esimi kandirip tatli aldirdigim aksamlar da cok oluyor. Paylasiyoruz tatliyi ve hep kavga ediyoruz son lokmayi kim yiyecek diye. Ikimiz de istiyoruz ki digerine kalsin sonunu yeme zevki. Buyuk bir kararlilikla catali birakiyoruz 'doydum ben doydum, sen ye sonunu' diye israr ederken buluyoruz kendimizi.
Geceleri esime sarilip uyuyorum, yada arkami donuyorum bazen ama illa bir ayagim dokunuyor ona, guven ve huzur buluyorum cunku dokununca. Sonra sukrediyorum icimden tum sahip olduklarim icin, ailem icin, esim icin, evim icin, kendim icin.. Dunyadaki herkes icin mutluluk istiyorum diyorum yukardakine ve kapatiyorum gozumu en son, yarinin bugunu aratmamasini dileyerek..
Hayal kuruyorum bazen. Cocugumuz olsun diyorum, guzel akilli ve sevimli bir cocuk, babasina benzesin.. Ozenle, pamuklara sararak buyutelim, onla buyuyelim biz de..
Cogu gun evden cikmiyorum, kimseyle konusmuyorum, blog okuyup kitaplara daliyorum. Televizyonu pek acmiyorum, yapacak hicbirsey bulamazsam ev dekorasyon programlari seyrediyorum, sonra uzun uzun evimize bakiyorum, her kosesini inceliyorum, kendimi buluyorum renklerde,tadta.. keyifleniyorum.. Haftanin bir-iki gunu kitapcida geciriyorum, sicak cayimi bazen de minik kekimi alip dergi karistiriyorum, yada kitaplara gomuluyorum, hepsini okumak istiyorum. Cogu zaman satin almamak icin kendimi zor tutuyorum.. Kitapligindaki okunmamislari azalt sonra daha zevkli olacak yenilerini almasi diyorum kendime, ikna oluyorum..
Aksam esim isten geldiginde mutfakta buluyor beni. Sanki bir haftadir gorusmemisiz gibi sariliyoruz, simsiki. Ozluyorum evet gercekten ozluyorum onu sabahtan aksama kadar olan surede..
Bir organik ve saglikli beslenme diye tutturmus gidiyorum. Sebzeler pisirip cikariyorum aksam esimin onune, bak diyorum bunu yememiz gerek, iyi gelecek yuzumuze, gozumuze.. Yemeklerimi cok hafif bulup yemek istemezse bozuluyorum, cocuk gibi küsüyorum...
Aksamlari yesil cay iciyorum, bazen de kirmizi sarap. Esimi kandirip tatli aldirdigim aksamlar da cok oluyor. Paylasiyoruz tatliyi ve hep kavga ediyoruz son lokmayi kim yiyecek diye. Ikimiz de istiyoruz ki digerine kalsin sonunu yeme zevki. Buyuk bir kararlilikla catali birakiyoruz 'doydum ben doydum, sen ye sonunu' diye israr ederken buluyoruz kendimizi.
Geceleri esime sarilip uyuyorum, yada arkami donuyorum bazen ama illa bir ayagim dokunuyor ona, guven ve huzur buluyorum cunku dokununca. Sonra sukrediyorum icimden tum sahip olduklarim icin, ailem icin, esim icin, evim icin, kendim icin.. Dunyadaki herkes icin mutluluk istiyorum diyorum yukardakine ve kapatiyorum gozumu en son, yarinin bugunu aratmamasini dileyerek..
Hayal kuruyorum bazen. Cocugumuz olsun diyorum, guzel akilli ve sevimli bir cocuk, babasina benzesin.. Ozenle, pamuklara sararak buyutelim, onla buyuyelim biz de..
18 Ocak 2011 Salı
Zen ve Motosiklet Bakim Sanati - Robert M. Pirsig
Zen ve Motosiklet Bakim Sanati bir adamin cocugu ve iki arkadasiyla yaptigi motosiklet macerasini konu aliyor. Dag tepe demeden motosiklet tepesinde, o sehir senin bu sehir benim gecen kocaman bir yaz..
Kahramanimiz gercek anlamda yaptigi yolculugun yani sira bir de ic dunyasinda uzun bir yolculuk yapmaktadir. Kitapta ilginc felsefik konular ve ogretilere deginilmis. Geri donup baktigimda altini cizdigim birkac paragraf goruyorum. Kisaca diyorlar ki:
Insanlar etrafini anlama olgusu acisindan ikiye ayrilir: Klasik anlayisa sahip olanlar ve romantik anlayisa sahip olanlar. Klasik anlayisa sahip olanlar etrafindaki nesnelere baktiklarinda altlarinda yatan sekiller ve sistemleri gorurler, mesela boyle bir insana bir motosiklet motorunu gosterirseniz motoru son derece ilginc bulur, adeta buyulenir.
Romantik anlayisa sahip olanlar ise bir motora baktiklarinda altinda yatan sistemi gormek istemezler, motoru cok karisik, duygusuz, ve yapay bulurlar. Onlar sanata merakli, dogal, hayal gucu kuvvetli insanlardir ve bilim yerine duygularla ilgilenirler.
Sanirim ben daha cok ikinci kategoriye giriyorum, hayalperest bir tipim yani. Motosikletin motoru da neymis, ustunde salina salina gezmek varken dimi :))
Inisli cikisli, bol bol soyut anlatimlar iceren degisik bir kitapti, yine de baslarken beklentilerim daha yuksekti. Hayatin anlamini falan bulmayi ummuyordum ama biraz daha akici ve kolay anlasilir bir dille yazilabilirdi en azindan..
Kahramanimiz gercek anlamda yaptigi yolculugun yani sira bir de ic dunyasinda uzun bir yolculuk yapmaktadir. Kitapta ilginc felsefik konular ve ogretilere deginilmis. Geri donup baktigimda altini cizdigim birkac paragraf goruyorum. Kisaca diyorlar ki:
Insanlar etrafini anlama olgusu acisindan ikiye ayrilir: Klasik anlayisa sahip olanlar ve romantik anlayisa sahip olanlar. Klasik anlayisa sahip olanlar etrafindaki nesnelere baktiklarinda altlarinda yatan sekiller ve sistemleri gorurler, mesela boyle bir insana bir motosiklet motorunu gosterirseniz motoru son derece ilginc bulur, adeta buyulenir.
Romantik anlayisa sahip olanlar ise bir motora baktiklarinda altinda yatan sistemi gormek istemezler, motoru cok karisik, duygusuz, ve yapay bulurlar. Onlar sanata merakli, dogal, hayal gucu kuvvetli insanlardir ve bilim yerine duygularla ilgilenirler.
Sanirim ben daha cok ikinci kategoriye giriyorum, hayalperest bir tipim yani. Motosikletin motoru da neymis, ustunde salina salina gezmek varken dimi :))
Inisli cikisli, bol bol soyut anlatimlar iceren degisik bir kitapti, yine de baslarken beklentilerim daha yuksekti. Hayatin anlamini falan bulmayi ummuyordum ama biraz daha akici ve kolay anlasilir bir dille yazilabilirdi en azindan..
16 Ocak 2011 Pazar
Bu Aralar Ben..
Bu ara ben... blogumu pek acamiyorum cunku kucuk bir ameliyat gecirdim ve sabahtan aksama iki seksen yatiyorum.
Bu ara ben... pek kitap okuyamiyorum cunku gozkapaklarim misillari sozcuklere tercih ediyor. (itiraf ediyorum bu ayki kitap klubu kitabimiz olan Agatha Christi'yi bile okumadim)
Bu ara ben... bol bol film izliyorum ve acikli turk dizisi seyrediyorum, cunku baska turlu vakit gecmiyor.
Bu ara ben... cok simarik, cok uykucu ve cok nazli bir prensesim, cunku prensim cok iyi kalpli, cok anlayisli ve cok sabirli.. bir dedigimi iki etmiyor ("kalp" koyacaktim buraya ama nasil koyacagimi bilmiyorum, ama anladi o beni ;))
Bu ara ben... pek kitap okuyamiyorum cunku gozkapaklarim misillari sozcuklere tercih ediyor. (itiraf ediyorum bu ayki kitap klubu kitabimiz olan Agatha Christi'yi bile okumadim)
Bu ara ben... bol bol film izliyorum ve acikli turk dizisi seyrediyorum, cunku baska turlu vakit gecmiyor.
Bu ara ben... cok simarik, cok uykucu ve cok nazli bir prensesim, cunku prensim cok iyi kalpli, cok anlayisli ve cok sabirli.. bir dedigimi iki etmiyor ("kalp" koyacaktim buraya ama nasil koyacagimi bilmiyorum, ama anladi o beni ;))
12 Ocak 2011 Çarşamba
Guler misin Aglar misin? - Turk Heryerde Turktur:))
Bugun suresi dolan pasaportlarimizi yenilemek icin ogleden sonra Los Angeles'taki Turk Konsolosluguna gittik esimle, ve orada Turk'lerin nereye giderse gitsin huylarinin degismedigine bir kez daha sahit olduk. Los Angeles'taki Turk Konsoloslugu yuksek bir binanin 20. katinda 8-10 kisinin calistigi bir ofisten olusuyor. On tarafta birkac Turkce dergi, Turk kanallarinin acik oldugu bir televizyon ve Turk restoranlarin brosurlerini biraktigi bir bekleme salonu var. Biz gidince cantamiz aranip once bekleme salonuna daha sonra da islemimizin yapilma surecinde asil ofisin oldugu arka tarafa alindik. Calisanlardan bazilari telefonla konusuyor, telefonun ucundakilere sabirla gondermeleri gereken belgelerle ilgili bilgiler veriyordu. Bizim islemimiz yapilmaya baslandiktan sonra gelen Turk bir kiz 10-15 dakika boyunca bekleme salonunda bekledikten sonra orada bulunan bir calisana laf atti, ve aralarindaki diyalog aynen soyle:
Kiz: (Sinirli bir sekilde) Afedersiniz daha ne kadar bekleyecegim acaba?
Calisan: Arkadaslar birazdan yardimci olacaklar hanfendi.
Kiz: Burada bir tane mi calisan var? (O anda ofiste masa basinda calisan yada telefonla konusan 3-4 kisiye dogru bakarak)
Calisan: Herkes mesgul su anda hanfendi, ne vardi sizin? Askerlikle mi ilgili ben yardimci olayim oyleyse? (Sinirlenmeye basliyor - Askerlikle ilgili degil, biliyor bal gibi de)
Kiz: !?!?! Hayir pasaportla ilgili.
Calisan: Tamam, pasaportla ilgilenen bir tane arkadasimiz var, burada herkes farkli birseyle ilgileniyor, gordugunuz gibi pasaportla ilgilenen arkadas su anda baska vatandaslarin isini yapiyor! (Evet biziz o) Siz oturun lutfen ilgilenecek sizinle de isi bitince.
Sonra kiz kulaklarindan dumanlar cikarak oturur, ve bekler..
Bu sahne cok tanidik geldi bize, uzun zamandir gormedigimiz bir sahne olsa da, icimizi bir hos etti. Evet iste buram buram benim insanim dedirtti! :) Amerikalilarin boyle bir durumda boyle bir diyalog icine girdigini gormek zordur. Amerikalilar cok sabirli olduklari icin degil, sabirsizliklarini boyle dile getirmeyecekleri icin sanirim. Bizim insanimiz tez canlidir, saldirgan olma egilimlidir, hakkini arar (!).. Farkimiz burda :))
Ahh ahh iyi geldi iki Turk yuzu gormek.. Yapacak geyik cikti bize de butun ogleden sonra..
Cidden Turk heryerde Turk iste! :)
Kiz: (Sinirli bir sekilde) Afedersiniz daha ne kadar bekleyecegim acaba?
Calisan: Arkadaslar birazdan yardimci olacaklar hanfendi.
Kiz: Burada bir tane mi calisan var? (O anda ofiste masa basinda calisan yada telefonla konusan 3-4 kisiye dogru bakarak)
Calisan: Herkes mesgul su anda hanfendi, ne vardi sizin? Askerlikle mi ilgili ben yardimci olayim oyleyse? (Sinirlenmeye basliyor - Askerlikle ilgili degil, biliyor bal gibi de)
Kiz: !?!?! Hayir pasaportla ilgili.
Calisan: Tamam, pasaportla ilgilenen bir tane arkadasimiz var, burada herkes farkli birseyle ilgileniyor, gordugunuz gibi pasaportla ilgilenen arkadas su anda baska vatandaslarin isini yapiyor! (Evet biziz o) Siz oturun lutfen ilgilenecek sizinle de isi bitince.
Sonra kiz kulaklarindan dumanlar cikarak oturur, ve bekler..
Bu sahne cok tanidik geldi bize, uzun zamandir gormedigimiz bir sahne olsa da, icimizi bir hos etti. Evet iste buram buram benim insanim dedirtti! :) Amerikalilarin boyle bir durumda boyle bir diyalog icine girdigini gormek zordur. Amerikalilar cok sabirli olduklari icin degil, sabirsizliklarini boyle dile getirmeyecekleri icin sanirim. Bizim insanimiz tez canlidir, saldirgan olma egilimlidir, hakkini arar (!).. Farkimiz burda :))
Ahh ahh iyi geldi iki Turk yuzu gormek.. Yapacak geyik cikti bize de butun ogleden sonra..
Cidden Turk heryerde Turk iste! :)
11 Ocak 2011 Salı
Sahilde Kafka - Haruki Murakami
Okuyanlar cok begenmis, ben de o yuzden listeme aldim ve 2011'de onceligi ona verip okudum ama bir de bana sorun nasil okudun diye. Basta konu ilginc geliyor: Japonya'da 2. Dunya savasi yillarinda ormanda birdenbire bilinmeyen bir nedenle bilincini kaybeden ilkokul cocuklari, doktorlarin ve Amerikan hukumetinin yillar suren arastirmasi.. Diger taraftan kedilerle konusabilen ve surekli herkese akilli biri olmadigini soyleyip duran yasli bir adamcagiz ve evden kacip bir kutuphaneye siginan 15 yasinda bir cocukcagiz.. Bir sekilde surukledi konu kitabin yarisina kadar, merak ettirdi ama ozellikle yarisindan itibaren bana afakanlar basmaya basladi. Uzun ve gereksiz olaylar, ayrintilar, bitmek bilmeyen yollar, tekrarlar.. Ne yalan soyleyim oldukca sacma geldi bircok olay.. Yani bazen bazi kitaplarda sacma, dogaustu olaylar ilginc, konuyla baglantili yada eglenceli gelir ya, bundaki o tarz olaylar hic bana hitap etmedi acikcasi. Goodreads 'te nasil 4.04 puan almis ve bu kadar insan nasil begenmis bu kitabi anlamadim.. Beni pek sarmadigi kesin..Son zamanlarda iyice anliyorum ki ben tarihte yasanmis gercek olaylari ve anilari okumayi cok seviyorum. Kurgu olacaksa illa surukleyici olmali, icinde felsefik anlamda guclu ogretiler olmali ve bana birseyler katmali o kitap.. Yoksa bos gibi geliyor, zamanimi bosa vermisim gibi geliyor, ne bileyim..
Haruki Murakami onemli bir Japon edebiyatcisiymis, ama daha ilk kitaptan yildizlarimiz cakismadi, belki de Ingilizcesini okudugum icin sarmadi diyecegim ama okudugum kitaplarin %90'i Ingilizce oluyor zaten ve bazilarini pekala da sevebiliyorum.. Neyse.. Haydi bakalim acilisi yaptik, iyi okumalar 2011'de...
Bu arada 50 Book Challenge gibi seyleri gorup gaza gelmek ve hedefe ulasmak icin her onune geleni anlamadan okumak degil, insanin kendine faydali kitaplari elinden geldigince anlamaya calisarak okumasi gerektigine inaniyorum. O yuzden bundan sonra daha da dikkatli sececegim zamanimi verecegim kitaplari..
Bu da Murakami okuyan bendeniz...
10 Ocak 2011 Pazartesi
Ilham Aldigim Dekorasyon Resimleri
Gectigimiz yaz yeni eve tasinmamizla birlikte buyuk bir zevkle dekorasyon isine girismistim. Hala da ufak tefek eksiklerimiz var tabi ama buyuk oranda istedigimiz sonucu elde ettik, keyifle oturuyoruz evimizde. Dekore etme surecinde www.hgtv.com dizayn portfolyolariyla yatip kalkiyordum. Sevdigim fikirleri unutmayim diye bilgisayara kaydetmistim. Asagida ilham aldigim dekorasyon fotograflari.. Beyaz yatak odasina bayiliyorum ozellikle, simdilik bizim yatak odamiza benzemiyor ama ilerde boyle bir odaya sahip olmak harika olur..
7 Ocak 2011 Cuma
Sana Bogurtlenli Cheesecake Yaptimm :)
Haftasonu tatlisiz olur mu? Hemen hemen her haftasonu cumadan basliyorum bu haftasonu ne tatli yapsam diye dusunmeye. Diyet magdurlari olarak bir haftasonumuz var zaten tatli yedigimiz. Yazdan kalan bogurtlenler cikti bugun buzluktan afiyetle yenmek uzere. Bogurtlenli cheesecake'imin goruntusunu cok begenip hemen fotografini cektim. Tarif icin tık tık.. :)
5 Ocak 2011 Çarşamba
Zıpır Sincapçık Meşhur Oldun :)
Daha once fotograflarini yukledigim sevimli sincabin burnunu nasil kameraya uzattigina bakin, tam zıpır degil de nedir? :))
4 Ocak 2011 Salı
Hem Arkadaş Hem Blogdaş :))
Blog yazmaya basladigimdan beri cevremdekilere heyecanla anlatiyorum blog yazmaktan ve okumaktan nasil keyif aldigimi, ve hatta komik bir sekilde israr ediyorum 'sen de blog acsana bak cok guzel valla bak cok seveceksin' falan diye ikna etmeye calisiyorum :)) Sonunda canim arkadasim Ayse blogunu acti ve ilk birkac yazisini yazdi bileeeeee..:)) Bana da burdan ilan etmek dustu herkese, ey ahali Ayse cok tatli bir kizdir ve eminim bomba gibi yazilarla gelecek. Iste linki, bir goz atin, please:
http://aysherose.blogspot.com/
http://aysherose.blogspot.com/
(Bu da benim Ayse'ye surprizimm :))
3 Ocak 2011 Pazartesi
Fransiz Filmleri Guzeldir
Film arsivi yapmak hic huyum degildir aslinda ama Amelie ve 8 Women filmlerinin ikisine de bayiliyorum ve dayanamadim ikisinin de internetten 2. el DVDsini aldim. Bugun elime ulastilar, tekrar ve tekrar izlemek icin sabirsizlaniyorum. Ozellikle 8 Women hem konu hem de gorsel acidan muhtesem bir film. 2002 yapimi olan filmde bir cinayet ve bir evde yasayan 8 kadinin o cinayeti cozmesi anlatiliyor. 8 degisik karakter, 8 guzellik.. Film ayni zamanda bir muzikal, herbir kadin kendini anlatan bir sarki soyluyor. Filmde beni cezbeden en onemli unsurlardan biri de kadinlarin kiyafetleri ve evin dekorasyonu. Hem asil, hem civil civil.. Film boyunca insan yer yer guluyor, yer yer huzunleniyor ve sonunda hic beklenmedik bir sonla saskina donuyor. Kesinlikle favori filmim ve herkese tavsiye ederim..
Lüküs Hayat in Beverly Hills
Hatirlayaniniz vardir belki, hani Beverly Hills Teens diye bir cizgi film vardi 80lerde, zengin sarisin barbi bebek gibi kizlar ve manken gibi erkekler ustu acik arabalarla salinirlardi Beverly Hills caddelerinde, havuzlu evlerde partiler verirlerdi.. Benim favori cizgi filmlerimden biriydi o. Simdi Beverly Hills'e 2 saat mesafede oturuyoruz ve her gidisimde o cizgi film geliyor gozumun onune, gulumsuyorum. Istanbul'un Nisantasi'na benzetiyorum bir de Los Angeles'in Beverly Hills'ini. Lukus hayat ve alisveris..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














































