27 Ağustos 2011 Cumartesi

Boya Mevzu

Tik tak tik tak tik tak.. 

Zaman ilerliyor, kizimizin odasini bu tatli renklerden hangisine boyasak acaba? :))


25 Ağustos 2011 Perşembe

Tam 3 Ay Sonra..

Bizim kuzu eger tam zamaninda gelmeye karar verirse tam 3 ay sonra bugun evine girecek, odasini gorecek, cicilerini giyecek, masallar dinleyecek, yataginda uyuyacak.. Anne ve babasinin ona aldigi oyuncaklarla henuz oynayamayacak belki ama o gunler de gelecek.. 

Zaman ne cabuk geciyor. Toplam surecin 2/3 sini gecirdik bile. Hala inanamiyorum aslinda, tekmeleri karnimda hissettigimde mucizenin daha iyi farkina variyorum.. Gulumsuyorum.. 






24 Ağustos 2011 Çarşamba

IKEA Evimizin Herseyi

Amerika'da modern hatlara sahip, acik renk ve ferah mobilya bulmak cok zor. Yaygin olan mobilya magazalarinda genelde oymali, koyu kahverengi, klasik ve agir mobilyalar var. Amerikalilar eve ayakkabiyla giriyorlar ve koltuk tepesine ayakkabilariyla cikabiliyorlar. Ayrica genelde evin icinde kedi kopek besliyorlar ve rahatlarina cok duskunler. Sanirim o yuzden o tarz mobilyalari tercih ediyorlar.  Modern mobilya satan magazalar da var elbette ama daha az sayidalar ve fiyatlari cok ucuk. O yuzden bizim favori magazamiz IKEA. 

Bizim 3-4 ayda bir yaptigimiz IKEA ziyaretlerimiz vardir. Her gittigimizde bir iki parca birsey alir, evi yavas yavas dekore ederiz. Yeni gelenlerden eger cok begendigimiz birseyler varsa ama renkleri ve modelleri diger esyalarimiza uymuyorsa bile onlari alir, eskileri Craigslist.org internet sitesinde satisa cikaririz. Zaten evde cocuk olmadigi icin var olan esyalarimiz tam eskimez ve alis fiyatina yakin bir etiketle kolayca alici bulur. 

Gecen haftasonu bu sefer bebek odasi esyalari bakmak icin IKEA'ya gittigimizde bu calisma masasi ve bilgisayar koltugunu gorduk ve bizim ev ofisimize cok uyacagini dusunerek hemen satin aldik. Eski siyah deri bilgisayar koltugu ve yemek masasindan bozma bilgisayar masasi ise Craigslistte yerini aldi. Bu odada bu haliyle daha buyuk bir zevkle oturuyorum. Masanin ve bilgisayar koltugunun fiyati son derece uygun. Ayrica koltuk cok rahat. Belki birilerine fikir verir diye paylasmak istedim..  

Sevgiler..





22 Ağustos 2011 Pazartesi

Bir Sinek Hikayesi :))

Dun aksam kapiyi acmamizla iceri giren bir kara sinegin ilerleyen saatlerde yiyip bitirdigim misirin tabakta kalan artigina musallat olmasi sirasinda esimle aramizda gecen diyalog:

Esim: Uff amma dadandi su sinek de tabagina, kovsana sunu.
Ben: Bitirdim zaten misiri, birak yesin hayvancagiz atigini.
Esim: (Honkk!) Hayvancagiz??
Ben: (Gayet normal) Yazik zaten icerde kaldi, aksamdan beri acikti herhalde, birak yesin iste misirdan biraz.
Esim: Istersen salmayalim, evde besleyelim sinegi?
Ben: Yok o kadar da degil, cani sıkılır zaten yalnız başına.
Esim: !! 
Ben: (Esimin kahkahalari esliginde tabagi mutfaga gotururum ve misir artigini cope dokmek yerine tezgahin uzerinde birakirim) Evet evet kalsin bu burda, sinek biraz daha yesin en iyisi.. 

Sonradan dusununce esimle vardigimiz sonuc:
Bu hamilelik hormonlarinin insani cok degistirdigi kesin. O kadar anac ve merhametli oluyorsunuz ki, sinek bile gozunuze melek gibi gorunuyor! :)))

18 Ağustos 2011 Perşembe

Ingiltere'den Gelen Surpriz Paket

Dun ogleden sonra Ingiltere'den surpriz bir paket geldi. Icinden bir mektup, kizima bir kazak, ve kursunkalem koleksiyonum icin uzerinde "I Love London" yazili bir kursunkalem cikti.. Ingiltere'de Ingiliz Edebiyati uzerine doktorasini yapan sevgili arkadasim Gozde, ne kadar ince ve zarif bir insan oldugunu bir kez daha gostermis, ona bir kez de buradan tesekkur etmek istiyorum ve sevgilerimi yolluyorum.. Eminim kizim kazagini severek giyecek ve hikaye kitabini zevkle okuyacak.. Benim kursunkalemim ise koleksiyon kalemligimde yerini aldi bile..

Bir paketin icine konulan ufak bir hediye ve yazilan anlamli iki satir yazi ne kadar da mutlu ediyor insani. Dunden beri bunu neden daha sik yapmiyoruz diye dusunuyorum. Halbuki istedikten sonra ne kadar da kolay sevdiklerimize onlari sevdigimizi hissettirebilmek.. 


17 Ağustos 2011 Çarşamba

Firarperest

Gecen gun esim bir yerde izlemis anlatti. Bir bilirkisi demis ki, bebek dogmadan once iyi bir ebeveyn olmakla ilgili kitaplar aliyorsaniz, o kitaplarin tamamini okumasaniz bile panik yapmayin o kitaplari aliyor olmaniz bile iyi bir ebeveyn olacaginizin isaretidir. Hamileligimin basindan beri icgudusel olarak kendimi sadece bebek bakimi, iyi cocuk yetistirmenin puf noktalari, vs. hakkinda kitaplar okumak  zorunda hisseden ben esimin bu soylediginden guc alarak son birkac gundur ebeveynlikle ilgili kitaplara ara verip bir Elif Safak kitabi okuyorum. Arada farkli seyler okumak iyi de geliyor aslinda.

Elif Safak'in "Ask" isimli romanini hayranlikla okumus, iki-uc gunde bitirmistim. Kaleminin son derece guclu oldugunu farkettigim yazarin Firarperest isimli kitabini da cok buyuk bir zevkle okuyacagima kendimi sartladigim icin daha kitabin yarisina bile gelmeden biraz hayal kirikligina ugradim. Firarperest'te de hala dili cok iyi ama kitabin icindeki 2-3 sayfalik kisa yazilarda bir kendini tekrarlama durumu soz konusu gibi geldi bana. Hep yazarliktan, ve hep kadinlarin toplumdaki yerinden bahsediyor benzer anafikirlerle. Birkac yazisinin Haberturk'teki kosesinde okudugumu hatirlayinca farkettim ki Firarperest Elif Safak'in kose yazilarinin bir derlemesi.  Roman tadi vermese de arada sirada karistirip kisa bir yazi okumak isteyenler icin okunasi bir kitap..

Cupcake Paradoxu


Sabahtan beri gecen gun yaptigim bu cupcake'leri arkadaslara dagitmakla iyi mi ettim acaba diye dusunuyorum.. 



16 Ağustos 2011 Salı

Let's Make Love


Dun aksam ne izlesek diye dusunurken, klasiklere bakalim dedik ve bir Marilyn Monroe filmi izlemeye karar verdik: 1960 yilinda cekilmis "Let's Make Love". Uzun zamandir bu kadar eski yapim bir film izlemedigim icin, cok farkli ama bir o kadar da tatli geldi film.

Konu tanidik, bizim Turk filmi konularina benziyor. Zengin bir adam ve fakir ama mutlu bir kadin. Kendini ozellikle zengin bir adam olarak tanitmayan erkek oyuncu Yves Montand, her ne kadar yeteneksiz olsa da kadin icin gosteri dunyasina girer, ve aralarinda romantik bir iliski baslar. Filmde bir muzikal havasi da var. Bu kucuk muzikli gosterilerde Marilyn Monroe' nun performanslarina hayran oldum dogrusu. Hakikaten alimli bir kadinmis.

1960larin New York'unda gecmis romantik bir hikaye izlemek isterseniz bu filmi kesinlikle tavsiye ediyorum..

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Hedef: Bebek Odasi!

Hamilelikte ilk 25 haftasini doldurmus bir anne adayi olarak yavastan bebek odasini hazirlamam gerektigini biliyorum, ama acele edip rastgele onume ilk gelen seyleri almaktansa, ne istedigime karar verip icime en cok sinen sekilde hazirlamayi tercih ettim kizimin odasini. E tabi bunun icin de internette saatlerce bebek odasi dekorasyonu fotograflari ve bebek urunleri sitelerinde gezmem gerekti. Cok buyuk bir zevkle dolandim durdum da o sitelerde, ve herhalde yuzlerce fotografa baktim ilham alma umuduyla.. Begendiklerim arasindan cogunu eledikten sonra geriye kalan birkac guzel bebek odasi ornegini paylasmak istiyorum:

Acik gri ve toz pembe renklerin hakim oldugu bu oda sade ve sakin olmasindan dolayi uzun sure favorim olarak kaldi ama su anda beyaz olan odanin duvarlarini boyama isi ciddiye binince esim yan cizdi ve zaten gri renk odayi karanlik yapar bla bla diyerek beni griden vazgecirdi.


Izledigim dekorasyon programlarindan ogrendigime gore odada bir odak noktasinin olmasi odanin daha hos gorunmesine yardimci oluyor. Bu mavi-yesil agirlikli odada en cok hosuma giden sey, kosede asili olan beyaz cerceveler ve ortadaki sehpa uzerine abajur koyma fikri. Kizimin odasinda tam da boyle bir kose var ve Ikea'dan alacagim beyaz cerceveler ve sirin bir abajur bu kombinasyonu gerceklestirmeme yardim edebilir ve boylelikle odanin odak doktasi bu kose olabilir. 


Benim usengec (yok canim ne usengeci, sadece cok mesgul!) esime gore odanin  tek duvarini yaridan itibaren boyamamiz en iyi fikir. Bu odada duvarin ustte kalan kismi duvar kagidiyla renklendirilmis ama bizim evde duvarin altta kalan kisminin boyanmasi gundemde. Duvarin rengi de fena degil aslinda, he?



Son olarak buldugum bu renkli oda da favorilerim arasinda. Duvarlari beyaz olmasina ragmen, pastel renkli esyalarla renklendirilmis oda da cok sirin ve dingin. Icindeki cocuklar da cok tatli degil mi?


Ne istedigime dair kafamda birseyler olusmaya basladi, simdi ari gibi calisip bir an once en iyi kombinasyonu yaratmak istiyorum. Bu zevkli macerada ortaya cikacak sonucu sizlerle paylasmak uzere! :)


Not: Fotograflar www.projectnursery.com dan alintidir. 




14 Ağustos 2011 Pazar

Huzurun ve Sanatin Bulustugu Sehir

Pasifik Okyanusuna kiyisi olan bu sirin yerin adi Laguna Beach. Burada sarisin Amerikali kizlar caddede bikinileriyle salinarak kopeklerini gezdiriyor, oglanlar ise birbirinden orjinal sorf tahtalarini omuzlarina almis,  ellerinde birer buzlu icecek yazin ve gunesin tadini cikariyor. Kivrim kivrim dar sokaklardan tepeye cikarken okyanus manzarali sirin evlerin balkonlarini susleyen rengarenk sardunyalar o kadar huzur veriyor ki, o evlerin icinde yasayan insanlarla ayni dunyayi paylasmiyormusuz hissiyatina kapiliyor insan. Sabah kalktiginda kahvaltini o balkonlardan birinde yaptigini, daha sonra plaj cantani kaptigin gibi kendini sahilde kumlarin uzerinde buldugunu hayal etmek insana iyi geliyor..

Laguna Beach, sanatin her dalini barindiran sofistike bir karaktere sahip. Yuzlerce sanat galerisi, festival ve kulturel etkinlige ev sahipligi yapiyor olmasi, sehirde yasayan insanlarla tanisma  istegimizi arttiriyor. Sanki herkes sanatci, herkes cok bilgili ve kulturluymus izlenimi ediniyorsun.. farkli ve masalsi geliyor sehirdeki ve icinde yasayan insanlardaki ferahlik ve rahatlik hali..

4. evlilik yildonumumuze denk gelen gunu Laguna Beach'te gecirdigimiz icin esimle kendimizi sansli hissediyoruz. Plajda yuruyus yapmak, okyanusta yavru balinalarin gecisini izlemek, Turk restorani GG's'te peynirli borek ve Adana kebap yemek ve gunun sonunda unlu yagli boya tablolarin canlandirildigi muthis sanat gosterisi 'Pageants of the Masters'i izlemek buyuk keyifti. Dost tavsiyesiyle geldigimiz bu kucuk yerden hayran olmus bir sekilde ayrilmak gelecekte bu tatli yerin bir parcasi olma istegi uyandiriyor. Buradan ev mi alsak, vs. vs. diye hayaller kuruluyor, ve bol bol fotograf cekildikten sonra sehre veda ediliyor.. Asagida gunden kalan bazi fotograflar..



















6 Ağustos 2011 Cumartesi

24. Hafta

5 Ağustos 2011 Cuma

Fotograf ve Post-Production

Cektiginiz bir fotografin guzel olmasi icin kullandiginiz makinanin ayarlarini dogru yapmanin yani sira, fotografi cektikten sonraki surecte yapacaginiz duzenlemeler de buyuk onem tasiyor. Guzel bir fotograf ortaya koymak istiyorsaniz bir fotograf programi edinip/indirip, cektiginiz fotografin basinda biraz zaman gecirmeyi goze almaniz lazim diye dusunuyorum. "Post-production" denen bu surecte fotograftaki isigin parlakligi, renklerin canliligi, doygunlugu, netligi gibi seyleri inceleyip gerekli gordugunuz sekilde bu birimleri azaltip cogaltmak fotografta pozitif yonde buyuk degisikliklere neden oluyor. Benim bu ara favori programim Aperture. Aperture sadece Macintosh bilgisayarlarda kullanilan bir program ve ucretli ama kullanimi cok kolay oldugu icin bir sure daha vazgecilmezim olacak gibi gorunuyor. Eger Windows kullanicisiysaniz ve ucretsiz bir  program ariyorsaniz Picasa ve PhotoScape de harika programlar bence. PhotoScape'in ozellikle filtrelerini cok seviyorum. 

Modelim Vanessa'nin asagidaki fotografinda Aperture'un Skin Smooth ozelligini kullandim, ve boyle bir sonuc elde ettim. 

Bu ara cektigim butun portreleri elden geciriyorum ve portfolyomu koyacagim bir fotograf sitesi kuruyorum. Tamamlar tamamlamaz paylasacagim..

Herkese mutlu bir haftasonu dilerim.. :)

4 Ağustos 2011 Perşembe

Pinterest

Bu ara hemen hergun Pinterest'e goz atar oldum. Pinterest ne mi? Harika gorsellerin oldugu bir site. Uye oluyorsun, kategorilere ayrilmis fotograflara goz atiyorsun ve basliyorsun kendi alanina/sayfana "repin"lemeye! Pinterest ozellikle fotografcilikla ilgilenenlere muthis ilham verme potansiyeli olan bir site. Dekorasyon fikirleri de bolca. Benim bu ara en cok ilgimi ceken photography kategorisinin altinda buldugum bebek fotograflari. Kendi bebegimin fotograflarini cekecegim gunleri iple cekiyorum.. Site goz atmaya deger, benden soylemesi!


3 Ağustos 2011 Çarşamba

Bal


Umarim bu yaz herkes icin bal tadinda geciyordur. Ben hayatimda ilk kez yaz mevsiminden bu kadar zevk aliyorum. Turkiye'den bizi ziyarete gelen ailelerimiz ve arkadaslarimizla gezmeler, bol bol fotograf cekmeler, her daim havuzda sapur supur yuzmeler, dostlarla yapilan piknikler, yenilen yemekler.. 

Ve tabi ki rahat bir hamilelik geciriyor olmanin verdigi huzur, bebegim icin yaptigim hazirliklar.. 

Tatli zamanlar bunlar hissediyorum, farkindayim. Mutluyum, hem de cok.. 

Bu satirlari okuyanlardan su ara zor zamanlar geciriyor olanlar olabilir. Ama bilin ki hayattaki guzellikleri gormek cok zor degil.. Illa ki en az birkac guzellik vardir hayatinizda. O guzellikleri gormeye calisip her sabah uyandiginizda akliniza getirmeyi denediniz mi hic? 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...