1 Ocak'tan beri haftada en az uc aksam Melodi'yi babasinin kucagina verir vermez kendimi spor salonuna atiyorum. Pilates, zumba, aerobics, yoga, vs. denemedigim ders kalmadi. Dogum oncesi kiloma erismeyi hedefliyorum (nitekim hedefe sadece 2-3 kilo kaldi) ama en onemlisi kendimi zinde hissediyorum spor yapinca. Bazen spor yaparken kulakligimi takip Stitcher Radio' dan fotografcilikla ilgili podcast'ler dinliyorum. Bu benim icin kucuk bir kacamak oluyor sanki, bedenime ve ruhuma iyi geliyor. Benim spor bitince gorevi teslim aliyorum ve bu sefer Onur gidiyor spor salonuna. Genel olarak saglikli da beslenmeye calisiyoruz. Amaaaa bir defa birimizin aklina tatli dusmeyegorsun, iste o zaman oyle cabuk yoldan cikiyoruz ki.. Gecenin bir yarisi kendimizi markette bulmamiz an meselesi! 'Birsey olmaz yaa, genciz yakariz'.. 'amaaan simdi yemeyecegiz de ne zaman yiyecegiz'.. vs diye kendimizi avuta avuta elimizde tatlı tırıs tırıs evin yolunu tutuyoruz..
Mesela bu sabah yine icimde bir tatli istegiyle uyandim. Ekmek ustu pekmez falan kesmedi, Melodi'nin sabah uykusunu firsat bilip yulafli kurabiye yapiverdim. Yalniz tarifin en alt satirinda '30 adet kurabiye cikar' yaziyormus, gormem azicik gec oldu. Simdi mutfakta 30 adet kurabiyeyle bakisiyorum...

Ben tarifi Ingilizce yemek kitabindan aldim ama yulafli kurabiye diye yazinca internette bir suru Turkce tarif de cikiyor. Bir fincan cayin yaninda yemek uzere denemek isteyen olursa, tavsiye edilir.. Yalniz cok pisirmeden daha yumusakken firindan cikarmanizi oneririm. Zira cikarinca kendiliginden hafif sertlesiyor zaten..

+copy+with+sign.jpg)
